
Rüzgara sesleniyorum..
ağaçların gölgeleri altında yüz üstü uzanmış ağlıyorum..
Geçip gitmiş birinin melodisini çaldığım bu gitarda..
Farkına bile varmadığım bir halimi gördüm..
ve Yıldızlar..
bir daha asla görünmeyecek birinin kederiyle düşüyor..
Lütfen gitme, Ne kadar bağırırsan bağır
tek yapacağın bu turuncu çiçeğin yapraklarını yavaşça kımıldatmak olacak..
Yumuşak yüzümde sakladığım
Elimde avucumdaki bütün hatıraları uzaklara gönderiyorum..
Bu çalmayı sürdürdüğüm sonsuz bir veda ..
Bu nazik bir ele tutunan küçük bir çocuğun kalbi..
Alevlenen tekerler onu bırakıp devam ediyor..
Geçip gitmiş birinin kederini çaldığım bu gitarda..
Kalbimin telleri vahşice koparılıyor..
Kederle lekelenmemiş saf beyazın içinde
turuncu çiçek yaprakları yazın gölgesine karışıyor..
Yumuşak yüzüm kaybolmuş olsa da
Uzakları geçeceğim, kırmızı lekeli kumları..
Bu bir vedanın ritmi..
Anılarım içinde damgalanmış, durmadan dönen dünyada
hatıralarda filizlenen bir şey var..
Şu anda bile kımıldayan bu turuncu çiçek yapraklarını
Gün doğumuna gönderiyorum..
Bir keresinde gördüğüm o huzurlu şafak..
Bir kez daha ellerime doluncaya kadar..
lütfen ışığın sönmesine izin verme..
Tekerler dönüyor..